YUSUFÇELİK

Yeşilçam tadında bir film: “Mukadderat”

Eşini kaybetmesiyle yalnızlık duygusuna kapılan ve ikinci baharı çalışmakla yakalayan Sultan'ın çevresindeki kadınlara örnek hikayesini anlatan bir filmi izlemeye gittim.

Mukadderat.

Sloganı ise bir Kastamonu hikayesi.

Sultan’ın mukadderatı, Kastamonu’nun sahil ilçelerinden Cide’deki küçük bir mahallede geçiyor.

Eşini kaybetmesiyle yalnızlık duygusuna kapılan Sultan, ertesi sabah sofrada çocukları mal paylaşımı kavgası ederken birden onları susturarak evlenmek istediğini söylüyor. Oğlu ve kızı bu kararı doğru bulmuyor, karşı çıkıyor.

Sultan, kendine münasip eş aramaya başlıyor, birkaç kişiye evlenme teklifinde bulunuyor. Sonra bahçesinde yetiştirdiği ürünleri satmak için pazarda tezgah açıyor. Evini pansiyona çeviriyor.

[Sultan, Gideros Koyu'nda Refik Bey'e evlenme teklif ediyor] 

Anadolu’nun ücra köşelerinin sosyolojik yapısı belli, geleneksel bakış açısı gereği “bir kadın olarak yapamazsın, edemezsin” diyor çevresindekiler.

Aldırış etmiyor, tabiri malum “elinin hamuru”yla mücadeleye devam ediyor çünkü ikinci bahar denilen ileriki yaşlarda yakalanan mutluluğu evlenmenin aksine çalışmakta buluyor. Evlenmekten de vazgeçiyor zaten. Sultan’ın bu tavrı çevresindeki kadınlara da örnek oluyor. Onlar da pansiyonda ve pazarda çalışmaya başlıyorlar. Bağımsız bir hayatın kapısını aralıyorlar.

Filmin karakterleri sıcak, samimi. Hepimizin ailesinden biri gibi.

Mukadderat dram türünde bir film ama mizahla çok iyi harmanlanmış diyaloglar içeriyor.

Mukadderat, 61. Uluslararası Antalya Altın Portakal Film Festivali'nin Ulusal Uzun Metraj Film Yarışması'nda "En İyi Film Ödülü" kazanan da bir yapım aynı zamanda. 

Yeşilçam tadında bir film.