Son 40 yılı toprak kaybıyla, işgallerle, göçlerle geçen Osmanlı İmparatorluğu dağıldı.
Yaşanan ulusal felaketler neticesinde insanüstü fedakarlıklarla, vatan toprakları hariç her şeyden vazgeçilerek kazanılan Kurtuluş Savaşı’nın ardından 29 Ekim 1923’te Gazi Mustafa Kemal Atatürk tarafından Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşu ilan edildi.
Ülke yangın yeri gibiydi.
Halkın yüzde 80’i köylerde yaşıyor ama 40 bin köyün 37 bininde okul ve öğretmen yoktu. Halkın yaklaşık yüzde 90’ı okuma yazma bilmiyordu.
Tarım geleneksel yöntemlerle yapılıyordu, sanayi yoktu. Salgın hastalıklar kol geziyordu. Toplam nüfus 12 milyon civarındaydı.
Ülke genelinde toplam 78 hastane ve dispanser ile 4 bin 595 hasta yatağı, 560 doktor, 554 sağlık memuru, 136 ebe, 69 hemşire, 4 eczacı mevcuttu.
Okullara, hastanelere, fabrikalara, öğretmenlere, doktorlara, mühendislere ihtiyaç vardı. Yeni kurulmuş devletin nitelikli insan gücü açığı hat safhadaydı.
Milli Eğitim Bakanlığının, bu açığı kapatmak için 29 Ekim 1924’ten itibaren açtığı sınavlarla Avrupa’ya öğrenci gönderilmeye başlandı.
İlk sınava 150 kişi başvurdu, 13 kişi Avrupa’ya gitmeye hak kazandı.
O 13 çocuktan biri de Mahmut Sadi Irmak’tı.
Trene bineceği sırada bir telgraf dağıtıcısının “Mahmut Sadi!” diye avaz avaz bağırdığını duydu. Eline Atatürk’ün emriyle çekilen Milli Eğitim Bakanı imzalı bir telgraf tutuşturuldu.
İçinde Atatürk’e ait “Sizi birer kıvılcım olarak gönderiyoruz, gür alevler halinde geri dönmelisiniz.” sözü yazılıydı. Türkiye Cumhuriyeti böylesi zor günlerden bugünlere geldi.
Mahmut Sadi, Berlin Üniversitesinde tıp ve biyoloji eğitimi aldı. Ordinaryüs profesörlüğe kadar yükseldi ve başbakan seçildi. Atatürk de doğduğu vatan toprağı Selanik kaybedilen, küçük yaşta babasını kaybeden, fakirliği dibine kadar yaşayan yetim bir çocuktu.
Cumhuriyetin en büyük kazanımlarından biri de budur. Babadan oğula geçen saltanat yönetiminin aksine, hayal kuran ve eğitim alan normal bir Anadolu çocuğu 102 yıldır Türkiye Cumhurbaşkanı, Başbakanı, Milletvekili olarak seçilebiliyor.
Atatürk’ün çocuklara telgrafındaki sözünden ilham alınarak, Türkiye Cumhuriyeti’nin 100. kuruluş yıl dönümüne özel “Cumhuriyet Ateşi” isimli 2023 tane dekor üretildi.
Cumhuriyet Ateşi'nin alevi el imalatı camdan, kaidesi Toros mermerinden yapılmıştır.

Anıtkabir’de İnkılap Kulesi’ndeki kabartmalarda zayıf, güçsüz bir elin tuttuğu sönmekteki meşale, çöküş sürecindeki Osmanlı İmparatorluğu’nu; güçlü bir elin göklere doğru kaldırdığı ışıklar saçan meşale ise yeni Türkiye Cumhuriyeti’ni simgelemektedir.
Cumhuriyet Ateşi dekoru, Türkiye Cumhuriyeti’nin devlet bursuyla yurt dışına gönderdiği ilk heykeltıraşlardan Nusret Suman’ın Anıtkabir'deki bu eserinden esinlenerek hazırlanmıştır.
Daha sonra seri üretimi yapılan Cumhuriyet Ateşi'nin günümüzde de satışı devam etmekte olup, isteyenler evlerinin en özel köşelerini süslemektedir.
Yaşasın Cumhuriyet!
DİĞER YAZILARI