Hazreti Mevlana'nın 752. Vuslat Yıl Dönümü Şebiarus Uluslararası Anma Törenleri’nin açılışına katılmak üzere dün Konya’daydım.
Sabahın erken saatlerinde Ankara’dan yola çıktık ve Konya’ya indiğimizde yağmurlu bir hava bizi karşıladı.
İlk durağımız yeşil kubbesiyle bilinen Hz. Mevlana Müzesiydi, burada mahşeri bir kalabalık vardı. Asya’dan, Afrika’dan ve dünyanın birçok noktasından gelmiş insan biraradaydı. Öğretileriyle, inanç ve kültür fark etmeksizin tüm dünyada ilgi gören mutasavvıf ve düşünce adamı Hazreti Mevlana Celaleddin-i Rumi, yüzyıllar önce ifade ettiği gibi "ne olursan ol, gel" diyerek, yine herkesi etrafında toplamıştı adeta.
İl protokolü ve vatandaşlar, Şems-i Tebrizi Türbesinden başlayan "Huzur Vakti Yürüyüşü"yle bulunduğumuz alana geldi. Müzenin içindeki Hazreti Mevlana'nın sandukası başında Kur'an-ı Kerim tilavetinin ardından, Mevlevi geleneği olan Gülbang duası yapıldı. Gülbang, hep bir ağızdan çıkarılan yüksek ses anlamına geliyor. Şebiarus ise düğün gecesi anlamına geliyor çünkü Mevlana, ölümü ilahi sevgiliye kavuşma (vuslat) olarak nitelendiriyor.
Alanda bulunanlar arasında Mevlana'nın 22. kuşaktan torunu Esin Çelebi Bayru da vardı.

[Hz. Mevlana Müzesi]
Tur rehberimiz Sevinç Özmercan, müze hakkında bazı bilgiler verdi. Gelininin Japon olduğunu ve Türkiye’de ilk görmek istediği yerin Kapadokya ve Hz. Mevlana Müzesi olduğunu söyledi. Japonların dini olan Şintoizmde de sevgi ve ahlakın esas olduğunu, dolayısıyla bütün Uzakdoğu ülkelerinin Mevlana’yı ve Şems’i bildiğini ifade etti.
Daha sonra avluda bulunan derviş hücrelerini gezdim. Buralarda Mevleviliği ait çeşitli yazılı eserler, müzik aletleri, eşyalar ve Mevlevi Sancağı var.
Sema ayini ve kainatın dönüşü
Daha sonra Mevlana Kültür Merkezine geçtik. Kültür ve Turizm Bakanlığı İstanbul Tarihi Türk Müziği Topluluğu ve Devlet Sanatçısı Ahmet Özhan konser verdi. Bir akademisyen Mesnevi sunumu yaptı. Törenlerin en çok sevilen görsel şöleni sema ayini şerifine geçildi.
Alanda 37 beyaz post, 1 tane de kırmızı post vardı. Semazenler beyaz posta, postnişin kırmızı posta oturdu. Sonra tüm semazenler sırayla postnişinin elini öperek sema izni aldı ve dönmeye başladı. Sema ayini, ayinin yapıldığı yörünge yakınında semazenlerin içinde ayakta duran bir semazen başı olmak üzere toplam 39 kişi tarafından icra edildi.
Sema, sadece bir şölen değil ritüellerle yüklü derin bir manevi yolculuktur. Semayı, bilimsel yönden incelediğimizde ilk olarak şunu söyleyebiliriz. Var olmanın temel şartı dönmektir. İnsanın vücudundaki kan döner; topraktan gelen insan toprağa döner. Sema, kulun hakikate yönelip akılla, aşkla yücelip nefsini terk ederek, hakta yok oluşu ve olgunluğa ermiş, kamil bir insan olarak tekrar kulluğuna dönüşüdür adeta.

[Sema gösterisi]
Elbiseleri ise başa giyilen kahverengi sikke, beyaz tennure ve üstüne giyilen siyah hırkadan oluşmaktadır. Sikke egoyu ve mezar taşını; tennure ölümü ve kefeni, hırka ise dünya karanlığı ve manevi ağırlığı ile mezar taşını temsil eder.
Kıyafetlerin bir bütün olarak verdiği mesaj şudur:
"Benliğimi mezara koydum (hırka ve sikke), kefenimi giydim (tennure) ve Rabbime doğru aşkla yükselmek üzere hazırım."
Semaya ilişkin daha o kadar anlatacak şey var ki bu yazıya sığmaz. Bunu başka bir yazıda ana tema olarak ele alacağım ileride.
Son olarak şunu ifade edebilirim ki, her insan hayatında mutlaka bir defa da olsa sema ayini şerifini yerinde izlemeli.
DİĞER YAZILARI